Şehirli Züppenin Yeni Hobisi Muhalifçilik


erdem.corapcioglu
Şehirli Züppenin Yeni Hobisi Muhalifçilik

İddialı başlıkları seviyorum. Yazıyı okumaya başlamadan okuyucuda uç noktalarda duygular uyandırıyor. Korumaya çalıştığım içerik kalitesi nedeniyle daha uygun 🙂 ifadeleri kullanamıyorum ama olsun. Bu başlık iyi oldu. İddiali başlık denince sadece kullanmaya hevesli olduğum kelimeleri seçtiğim düşünülmesin. Yazının sonuna kadar ulaşabilen okuyucularım sanırım bana hak verecektir.

Önce başlığın analizini yapalım ve kelimelere anlamsal açıdan yaklaşalım;

  • Şehirli: Şehir halkından olan, kentli.
  • Züppe: Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen.
  • Hobi: Uğraşı
  • Muhalif: Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse

Türk Dil Kurumu’na teşekkür ediyor ve bu seçkin kelimelerin nasıl bir araya geldiğini açıklamaya geçiyorum.

Sık sık kullanılan ve üzerine meslekler icat edilen “şehirli insan problemi” ilerledikçe insanı insan olmak uzaklaştırıyor. Yapılması gerekli bir araştırma konusu olarak “insan olmasaydı Dünya nasıl olurdu ?” belki atlanıyor belki de cevap aramanın yersiz olduğu düşüncesiyle değerlendirilmiyor. Stres, kalabalık, yetersiz zaman ve çok sayıda değişkenle nitelenen şehirli insanın bitmeyen problemi grip virüsü gibi her yıl daha da farklı ve belki de güçlü bir şekilde insanlığa zarar veriyor …

Diğer yazılarımdan da anlaşılacağı üzere proje üretmeyi ve araştırma yapmayı sevdiğim için sürekli olarak etkileşimleri gözlemleme fırsatı buluyorum. Farklı yazarların ve yorumcuların da zaman zaman değindiği gibi karşıt görüş sergilemenin muhaliflikten hobi arsızlığına dönüştüğünü düşünüyorum. Özellike sosyal medyanın yaygınlaşması ve bilişim dünyası ürünlerine kullanılmış tuvalet kağıdı gibi bakanların bile bu akıma kapılmasıyla kişilerin düşünceleri açıkça görülmeye başlandı. Zaten sosyal medyanın ana amaçlarından biri de bu değil miydi ? Düşünün ki bizim erişebildiğimiz ve/veya okuyabildiğimiz e-dünya iletilerinden ben bu noktaya varabiliyorsam, bu bilgileri analiz edenler ne kadar derinlikli bir bilgi havuzu içerisindeler … Başka bir yazıda değerlendirmek üzere …

Başlık üzerinden devam edecek olursak, yazının başında da belirttiğim gibi insan olma özellikleri bir kenara bırakmış ve sürekli olarak bir başka karakter içerisinde yer alma hedefiyle yaşayan insansılar giderek kalabalıklaşıyor. Sürekli olarak aslında olmadığı bir yaşam tarzı ve/veya içinde bulunduğu sisteme karşı gibi görünen ama bizzat o akıma hizmet eden çift kişilikli insanlar …

Gün geçmiyor ki karşımıza; iletilerinde dünyayı kurtarmak için yorumlarını paylaşanlar, içinde bulundukları muhabbette popüler olana göre maske takanlar, içerisinde bulundukları organizasyonun amacına ve yaptıklarına tam zıt bir noktada duruyormuş gibi yapanlar ve daha niceleri çıkmasın …

Okul yıllarında sıkça gündeme gelen güzel bir örnek vardı … Muhalif bir grup eylem için meydanda toplanıyor, grup içerisinden bir kişi o eylemde bulunmasının hiçbir mantıklı açıklaması olmayan bir arkadaşına soruyor “sen neden buradasın” … Yılların eskitemediği cevap “hoşlandığım kız buradaymış galiba” … 🙂

O yıllar güzeldi, en azından insanlar olmadıkları karakterler olarak görünmek yerine susmayı veya ortamı terk etmeyi tercih ediyorlardı … Verdiğim örnek olduğu gibi olaylar marjinaldı, şehir efsanesiydi, muhabbetin tuzu biberiydi. Ama şimdi durum böyle mi ? Mümkün değil! 

Uzun bir yazı oldu yine. Kabul ediyorum, aynen konuşmaya başladığımda susmadığım 🙂 gibi yazmaya başladığımda da duramıyorum 😉

Ancak şunu belirtmek istiyorum ki bu yazıda sağ, sol, ilerici, gerici ve/veya benzeri konumlanmalara karşı bir yorum yok. Hatta, keşke kişinin duruşu belli olsa ve o duruşunu mantık çerçevesi içerisinde korusa …

Yazımın hedefi, aynen yazının başında belirttiğim gibi, “şehirli insan problemi” olarak ortaya çıkmaya başlamış omurgasız, duruşu, katkısı belirsiz insansılar …

Şikayetçi olmayan, kendine göre muhalif olmayan, karşıt bir görüş yaratıp ona karşı savaş ilan etmemiş olan yok … Açıkçası benim kadar muhalif biri var mı bilemiyorum. Bir süre öncesine kadar birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımın bile “kendine muhalif olabilecek kişi” olarak yorumladığı bir kişiliğim var … Ama ben bunu sevimli gözükeyim, kendimce bir duruşum olsun, bana dışarıdan bakan beni bir nane sansın diye yapmıyorum. Muhaliflik bence özünde fikirleri çatıştırmayı ve daha iyi olanı bulmayı içerir. Muhalif oluyorsan bile amacın kırmak dökmek nemalanmak değil daha iyiye ulaşmak olmalı …

Ama bugün öyle mi ? Değil! 

Emperyalist düzenin dibine kadar ne kadar nimet varsa yararlanıyor, sözde içinde kendini bulduğu topluluğuna özel arabası ve cebinde teknoloji harikası telefonuyla gidiyor, aldığı maaş ve normal hayatında yanında durduğu kişilerin tam aksine farklı bir akımın üyesiymiş gibi davranıyor.

Hırsızlığı meslek edinmiş ama polis gecelerinden çıkmayan arsız gibi …

İnançlı bir yaşam benimsemiş ve hatta bunu kendine etiket yapmış ama haçlı ordusuna yemek taşıyan hain gibi …

Doğayı seviyormuş gibi yapıp ormanları, akarsuları katleden bir firmanın taşeronu gibi …

Ne duruşunuz belli, ne yaşantınız samimi …

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Oylanmamış)
57 Okuma
Show Comments (0)

Yorumlar

*